YANILSAMA HALİ – Artam Global Art

March 4, 2015 Interview 0 Comments

Ayşe Gül Suter, algı oyunlarıyla gerçekliği sorgulayan çalışmalar üretiyor. “Gerçekliği nasıl deforme ederim?” sorusu üzerinde dijital çalışmalar ürettiniz ve izleyici kendi imgesinin deformasyonuyla karşı karşıya bıraktınız. Aldığınız tepkiler nasıldı?

Gerçeklik sandığımız imgelerin gerçek olamama ihtimalini aktarma fikrinin gerçekleştirirken, en kolay iletişim aracının izleyicinin kendi imgesi olabileceğini düşündüm. Telefonumuzdaki Photobooth uygulamaları çıkmadan önce kullandığım bilgisayar programlarıyla, izleyicini görüntüsünü renkli, çoğul ve hareketli yapıyordum. İzleyicilerin işler ile etkileşimi, işlerimin en heyecanlandıran taraflarıydı.Bunları belgeleyip edip, bir sonraki islerimi kurgularken üzerine çalıştığım alan oldu. Bu sebeple, izleyicinin alandaki yeri, eserle etkileşime girmesi veya girmemesini araştırmak, sonraki işlerime entegre ettiğim unsurlar. Benim tecrübelediğim tepkiler: Etkileşimi tetikleyen bir düğme, cihaz veya ekran olursa izleyici çekimser kalabiliyor. Ama dokunmatik çağa doğmuş çocuklar tam tersi işler ile dokunarak etkileşime geçebiliyorlar. Benim eserlerim üzerinden konuşursak, gizlenmiş kamera, ses, mesafe sensoru, yani enteraksiyonu “gizlice” tetikleyen donanımları daha etkili buluyorum.

Kamusal alanda bir çalışmanız, projeniz var mı? Üretmeyi düşünüyor musunuz? Üretecek olsaydınız nerede bunu gerçekleştirmek isterdiniz?

Henüz kamusal alanda bir çalışma gerçekleştirmedim, ama konuyla ilgili proje eskizlerim mevcut. Şehir tuvaletleri için kurguladığım etkileşimli fikirlerim var. Veya insanların cep telefonlarını kullanarak şehir ekranlarıyla iletişime geçebilecekleri yerleştirmeler. Umarım bir gün gerçekleşecekler. Doğada zaman geçirmeyi çok seviyorum, doğal ortama minimum müdahale ile işler yerleştirmek istiyorum. Bir şelalenin hızlı, orta ve sakin şiddette su akışlarını kullanarak veya dağların, kayalıkların doğal yüzeylerini ışık ve hareket ile birleştirecek işler hep hayalimde.

Son çalışmalarınızdan “Aurora” isimli hareketli ışık enstalasyonunuzda farklı boyutların ihtimali üzerinde duruyorsunuz. Nedir bu çalışmanın hikayesi?

Aurora (kuzey ışıkları) her zaman dikkatimi çeken fiziksel bir olgu olmuştur. Kürasyonunu Ebru Yetiskin`in yarattığı “Dalgalar” sergisine çalışırken, oluşum süreçlerinin bu sergi konsepti ile çok uyuştuğunu farkettik ve konuyu daha derinden araştırmaya ve sergi ortamında nasıl deneyimlenebileceğimiz üzerine çalıştık. Yerçekimini aşabildiğimiz zaman farklı boyutların ihtimalini konu alan çalışmada, Aurora’lara gönderme yaparak dünyanın manyetik alanına (manyetik dalgasına) dikkat çekmeye çalıştım. Kuzey ışıklarının, olağanüstü renk ve yapıları sebebiyle başka bir evrenin varlığını haber verircesine mistik halleri ve başka dünyalarla ilgili farklı bir olasılık, beni bu konu üzerinde deneyimlemeye yöneltti. Dünyanın manyetik dalgası benim için neden önemli? Çünkü başka boyutlara açılan bir ipucu taşıyabilir. Geçen mart ayında Big Bang’den süre gelen bir manyetik dalga bulgusuna rastlamış kozmologlar. Zaman zaman başka boyutların varlığını araştırır, merakını duyarım. Bu muğlak bilgi şu an insanlığın keşfedemediği bir nokta. Bu alana gönderme yapan bir iş, benim için mistik ve heyecanlı bir konu. Zaten işlerimde ışık ve hareket en temel unsurlardır. Kuzey ışıklarının gökyüzünde “perdeye asılmış” görüntüsünü taklit ederek, çok sık sardığım hareketli misina konstrüksiyonunun üzerine renkli ışıklar yansıttım. Bu olguyu sergi ortamına taşımak benim için farklı bir deneyimleme süreci oldu. Umarım düşlediğim etkiyi izleyici ile paylaşabilmişimdir.

“Cloud” isimli serinizde etkileşimi teknoloji olmadan deneyimletiyorsunuz. Bu sürece nasıl geldiniz, eser nasıl ortaya çıktı?

“Cloud”, “teknoloji kullanmadan izleyici ile nasıl enteraksiyona geçerim” sorusu ile üretilmiş bir seri. İzleyicinin alandaki konumuna göre renk değiştiren bulut serisi, dijital ortamda çizdiğim bulut imajlarını, direk cama uygulanmış veya çerçevelenmiş iş olarak sergiledim. Bu serinin eserlerini yerleştirirken izleyicinin alandaki hareketini temel aldım. İzleyici durağan bir eserdeki bu hareketi kendiliğinden algılayınca, izleyici için ekstra bir sürpriz faktörü oluyor. İmajların bulut olmasının sebebi, bulutların da tahmin edilemez renk değiştirmelerine gönderme amaçlı.

Son olarak yeni sergileriniz, projeleriniz neler?

Atölyeme kapanıp iş üretmek çok keyifli; fakat çoğu zaman özlemini çektiğim, işler üzerine yapılan tartışma ortamı. Bu yüzden mümkün olduğunca farklı ülkelerde sanatçı programlarına katılıp, farklı konularda ders almaya caba gösteriyorum. PG Art Gallery`de 2016`da gerçekleşecek ikinci kişisel sergim için üretime geçtim. Hareketi; ekranda, izleyicide, alanda veya eserin kendisinde araştırdığım eserleri sergileyeceğim. Aynı zamanda “Dalgalar” sergisinin bir sonraki aşaması “Bulaşan Bedenler” için üreteceğim işime odaklanacağım.

Ayşe Gül Süter (1982), New York University’de Tisch School of the Arts’ta Animasyon ve Dijital Sanatlar Bölümü’nde öğrenim gördü. Pek çok karma sergiye katıldı. Animatif Video, isik heykelelleri ve interaktif yerleştirme türleri üzerinden projelerini kurgulamaya devam etmektedir. Sanatçı yaşamını ve çalışmalarını İstanbul’da sürdürüyor, PG Art Gallery`nin surekli sanatcisi.